u Mbarek Gnde Ksmek Olur Mu?*Uzat Ellerini Bayramlaalm.*Tanr Selamn Kesmek Olur Mu?*Uzat Ellerini Bayramlaalm.

MERHABA
YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ
KIRŞEHİR
KARINCALI KÖYÜNE HOŞ GELDİNİZ
1-Karıncalı'nın Tarihi
2-Köy Anıları-Yağmur Duası
3-Kyden bak
4-Karıncalı Sülaleler
5-Kurtuluşta Karıncalı
6-Kırşehir ve Köyümüz
7-Karıncalı Meslek Mensupları
8-TEVFİK YILMAZ
"Sazımız-Sözümüz"

9-Köy Yemekleri
10-Kırşehir Tarihi
11-Kırşehir Ozanları
12-Kırşehir Halk Kültürü
13-Krehir ve Dnya
14-Krehir nlleri
15-İstiklalden İstikbale Kırşehir
16-Kırşehir Turizmİ
17-Neet ERTA
18-Kırşehir Kültürü
19-Kırşehir Haritası
20-Bektailik
21-Ahilik
22-Aşık Paşa
23-Atatrk Kesi
24-Atatrk ve Dnya
25-Atatrk Krehir'de
26-Türk Gençliği 10.Yıl Nutku
27-Bilgi Dağarcığı
28-Topraksız Alkan ın Şiirleri
29-Türkü Şiir ezgi Ağıt Harmanı
30-Serbest Kürsü-Aşık İsmail -Karıncalı Manileri-Misafir Eserleri
31-Deyimler ve Maniler
32-Tarım ve Hayvancılık
33-Yurt Dışındaki Karıncalılar ve Konsolosluk Adresleri
34-VATANA CAN VERENLER
35-Ay Yıldızlı Al Bayrak
36-İstiklal Marşı
37-KIRŞEHİR SEMAHI ve SAKLAMA ODASI
38-Ermenistan/Türkiye ilişkileri
39-Kıbrıs KKTC.
40-Ana Vatan Türkiye
41-TÜRK DÜNYASI
42-Linkler
43-DUYURU-ÖLÜM İLANLARI-ETKİNLİK HABERLERİ GÜNLÜK AYLIK DÜNYADA ZİYARETCİ SAYISI
44-Hayatın İçinden*ANILAR
45-AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
46-KONUK ESERLERİ
MİSAFİR ARAŞTIRMACILARIN KÜLTÜR VE
ARAŞTIRMA MAKALELERİ
48*İNTERNET HABER*GAZETE OKU*RADYO DİNLE*TELEVİZYON SEYRET*
49-KONUK DEFTERİ

34-VATANA CAN VERENLER


k_r_ehir_ehitleri.jpg

09.09.2009 DA ŞEHİT DÜŞEN KIRŞEHİR'AZİZ EVLATLARI RUNUNUZ ŞAD OLSUN.

sehit-astsubay-ferhat-erdem-in-kirsehir-deki--1754420_o.jpg

Kırşehir'deki Evine Ateş Düştü
Şehit Astsubay Ferhat Erdem'in Acılı Haberi Kırşehir'deki Baba Ocağına Ateş Düşürdü.
Haber Yayın Tarihi: 08.09.2009 22:15
Hakkari'nin Çukurca İlçesi Kazan Vadisi'nde güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada 1 Astsubay şehit oldu, 2 uzman çavuş yaralandı.

Alınan bilgiye göre, öğle saatlerinde Irak sınırında dağlık bir alanda bulunan Kazan Vadisi'nde arazi arama ve tarama faaliyeti yürüten güvenlik güçleri ile bir grup PKK terör örgütü üyesi arasında çatışma çıktı. Çatışmada Kırşehir nüfusuna kayıtlı Astsubay Ferhat Erdem şehit oldu, 2 uzman çavuş ise yaralandı.

Şehit astsubay Ferhat Erdem'in ailesi acılı haberi akşama doğru aldı. Şehit yakınlarına Kırşehir Jandarma Komutanı J. Kıd. Albay Osman Uçar başsağlığında bulunarak telkinlerde bulundu.

ANNE VE BABA KIRAKKALE'DE

Kısa sürede üzüntülü haberi duyan astsubay Ferhat Erdem'in yakınları şehidin baba ocağında toplanmaya başladı. Şehit astsubay Ferhat Erdem'in anne ve babasının Kırıkkale'deki diğer kardeşine ziyarete gittikleri çocuklarının şehit haberini orada aldıkları öğrenildi.

EŞİ HAMİLEYDİ

Şehit Erdem'in eşinin hamile olduğu öğrenildi. Erdem'in Hakkari'ye bu yıl atandığı ve cenazesinin Çarşamba günü (yarın) Kırşehir'e getirilerek toprağa verilmesi bekleniyor.

(CİHAN)

bahtiyar_im_ek.jpg

KAMANLI HEMŞEHRİMİZ
UZMAN ÇAVUŞ ŞEHİDİMİZ BAHTİYAR ŞİMŞEK 'E ALLAHTAN RAHMET.ANNE BABA ABİ ABLA
EŞİ VE KARDEŞLERİYLE KIRŞEHİRLİLERE BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ.ŞEHİDİN MUBAREK BEDENİ 08.11.2007
GÜNÜ KAMAN İLÇESİNDE ONBİNLERİN KATILIMI İLE
KALDIRILDI.ŞEHİDİN EŞİ ANADOLU ABİDESİ GİBİYDİ.EY MİLLET KORKMAYIN BU HALK TOPRAĞINI CANINDAN ÇOK SEVDİKCE HAİNLER HAVASINI ALIR.
NE MUTLU BU TOPRAĞI AYYILDIZ SEVENLERE.

KAHRAMAN 57.ALAY SANCAĞI

57 . ALAY KAHRAMANLAR YUMAI.BUGN GAZLERDE YAAMIYOR.HEPSNN RUHU AD OLSUN ALLAH ONLARA CENNETN ASIN DUACIYIZ.

017_03.jpg

ÇANAKKALE SAVAŞINDA MEÇHUL BİR KAMAN.LI
ASKERİN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
Çanakkale Savaşlarının tarihimizin en kanlı savaşlarından biri olduğunu hepimiz biliriz. Bu savaşlarda dökülen kanlarla birlikte, öylesine kahramanlık öyküleri oluşmuş ki, birçoğu, asker ve subaylarımız birliklerinde hepsinin şehit olması nedeni ile bizlere ulaşamayanlar da vardır.
Kültür Bakanlığının yayımladığı Destan ve Abide Çanakkale belgesel kitabının 24. sayfasında şöyle bir not düşüldükten sonra, kahramanımızın öyküsü anlatılır:
Ankara.nın Koçhisar Nahiyesi.nin Kaman Karyesi.den Oruç Oğullarından Kadir Oğlu Sadık 17 Ağustos 331 (30 Ağustos 1915) Kerevizdere Kurt Kuyuları.
Harbin en müthiş ve en ateşli bir gününü yaşıyorduk. Düşman piyade ateşi, bombaları; alışıklık sebebiyle artık bize alelade geliyor, hatta bir eğlence teşkil ediyordu. Üzerimizden geçen kurşunları hemen el ile tutacak gibi idik.
Fakat bugün düşman; ölüm fırtınaları koparan mermilerini o kadar büyük bir memnuiyetle üzerimize savurmuş ve o kadar çok torpil atmıştı ki, nasıl bulup da siperlerimizin alt üst olmadığına onlardan ziyade biz hayret ediyorduk. Düşmana bu müthiş faaliyetini, yine bir mi tad bir şey kazandırmamakla nihayetlendiren gece hulûl etti.
Biraz sonra bölüğümün Birinci Takım Çavuşu bana yaklaşarak: Efendim, dedi, bizim Takımdan Kadir Oğlu Sadık şimdi siperden fırladı, düşmanın gündüz attığı torpillerin patlamayanları var. Onları kucaklayıp düşman siperlerinin önüne götürüp bırakıyor. Kendisine o kadar söyledik; Etme be Sadık! Gel.. Tehlikelidir! dedik ama dinlemedi.. ve eliyle göstererek:
“İşte dedi Bakın!
Filhakika kahraman Sadık, karanlıktan bilistifade torpilleri ta düşman siperlerinin önüne taşıyor, yerleştiriyordu.
Avdetinde Sadık.ı çağırdım;
-Sadık ne yaptın?, dedim. Yarın yine bize atın diye mi düşmana torpil taşıyorsun?
—Hayır beyefendi, dedi. Onları kendi kazdıkları kuyuya düşüreceğim.
—Nasıl Onlara ceb-hane, mermi torpil taşıyarak mı?
—Kusura bakma beyefendi. Bana yarın sabaha kadar müsaade et.. O zaman
düşman siperlerinde (yırtık) kuyuları görürsün.
Maksadını anlamıştım; Bu yiğit ve fedakâr vatan evladını bakışlarımla ve bütün ruhumla takdir ve teşvik ederek “Peki Sadık! Göreyim seni dedim..
-18 Ağustos 331 (31 Ağustos 1915)-
Şafak atar atmaz düşmanın karşımızdaki iki siperi müthiş tarrakalar, samia hıraş infilaklerle alt üst olduğu ve pek çok telefat vuku bulduğu görülüyordu.
Kahraman Sadık, gece yerleştirdiği torpilleri, tam isabetli endahtlarıyla infilak ettirmeğe muvaffak olmuştu. Hemen yanına gittim.
Ben ona Aferin Sadık” diye beyan-ı takdir ve teşekkür etmek isterken, O: “Beyefendi bak! Akşam dedim ki kuyuları görüyon mu? diyor ve gülüyordu.
Akşama kadar yapılan hücumlardan hep Sadık.ın düşmana bir arslan gibi saldırdığını gördüm. Ne çare ki akşamüzeri hain kurşun onu yeni bir kahramanlığı sırasında topraklara serdi. Yine kendi kurşunuyla yaralanan bir düşman neferini ölümden kurtararak siperimize getirmek üzere iki yan tarafına gelen bir kurşun, Sadık.a pek sevdiği rütbe-i şehadeti ihraz ettirdi.
Ne kadar şayan-ı gıptadır ki ölüm onu hayatındakilere yeni ve son bir kahramanlık ilavesinde men edememişti Bu meçhul Kaman Kariye.sinin Kahraman Sadık.ının Çanakkale.deki öyküsü aşağıdaki resmi kayıtlarda bulunmakta, ruhu şadolsun:
BDH KLASÖR: 80 DOSYA: 407 FİHRİST: 2 -4
Resim: 1.Sayfada Çanakkale Savaşında ayağı çarıklı bir askerimiz.
2.Sayfada Çanakkale Savaşına katılmış çocuk yaşta Mehmetçik
Kaynak: Destan Abide Çanakkale. Kültür Bakanlığı. Yayınları. Sf: 24-25-26-27-63- 101
Derleyen: Cevat Kulaksız.
EMEKLİÖĞRETMEN
ckulaksizster@gmail.com


canakkale_pilotlari.jpg

Çanakkale İçinde

Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı,
Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,
Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,
On Üçüncü Fırka Yürüdü.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,
Analar Babalar Mektubu Kesti.
Of Gençliğim Eyvah.

Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hak'ka tapan milletimin istiklal

3b24b.jpg

ULU ÖNDER MÜSTESNA İNSAN ÇAĞLARIN EN BÜYÜK KOMUTANI TEŞKİLATCI CESUR DEVLET ADAMI BİZİM ŞAHIMIZ KEMAL PAŞA 26 AĞUSTOS 1922 SABAHI ORDULARINA HUCUM EMRİNİ VERDİ.O KUTSAL ORDU EMPERYALİSTLERİN UŞAĞI ORDUYU İZMİR'DE DENİZE DÖKENE KADAR KOVALADI.O MANİSANIN AYDININ DENİZLİNİN İZMİRİN BALIKESİRİN DAĞLARINDAN KOPARAK GELDİ.SELDİ TUFANDI MUSTAFA KEMAL Dİ
AŞAĞIDAKİ ŞİİR VE YANDAKİ KOROGRAF RESİM HER ŞEYİ ANLATMIYORMU?

BÜYÜK TAARRUZ

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin
yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü
paşalar onun arkasındaydılar
O, saati sordu.
Paşalar:"Üç" dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.

18 MART 1915 ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

1919
KRONOLOJİ

1919

2 Ocak 1919 Lord Curzon'un, "Doğu Trakya'daki Türkler ile Batı Anadolu'daki Rumlar mübadele edilmelidir" yolundaki muhtırası açıklandı.
7 Ocak 1919 İngilizler, Kars, Ardahan ve Batum'un boşaltılmasını istedi.
10 Ocak 1919 Türk birlikleri, Medine'yi teslim etti.
12 Ocak 1919 İngilizler, Kars'a girerek bazı mevkiilere yerleşti.
13 Ocak 1919 İstanbul'da ikinci Tevfik (Okday) Paşa Hükümeti kuruldu. (3 Mart'ta istifa etti. İlk kabinesi : 11.11.1918'de kurulmuştu.)
14 Ocak 1919 Hadımköy - Kuleliburgaz demiryolu istasyonları, Yunanlılarca işgal edildi. (Daha sonra Şark Demiryolları Müdürlüğü Fransızlarca işgal edildi).
15 Ocak 1919 İngilizler, Haydarpaşa Garı'nı işgal etti.
17 Ocak 1919 Kars'ta 2. İslam Şurası toplandı.
18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansı toplandı.
22 Ocak 1919 Türk Kuvvetleri, Batum'u boşalttı.
22 Ocak 1919 Bir İngiliz birliği, Konya'ya girdi.
22 Ocak 1919 Hürriyet ve İtilaf Fırkası, yeniden çalışmaya başladı.
26 Ocak 1919 Nurettin Paşa, İzmir Valisi olarak göreve başladı.
30 Ocak 1919 İttihat ve Terakki Fırkası'nın 27 üyesi, Divan-ı Harbe verildi.
2 Şubat 1919 Venizelos, Paris Barış Konferansı'nda Ege Adalarının, Trakya'nın ve Batı Anadolu'nun Yunanistan'a bırakılmasını istedi.
5 Şubat 1919 Meşrutiyetin ilanı üzerine, 24.7.1908'de kaldırılmış olan sansür, yeniden İstanbul'da yürülüğe kondu. (Kaldırılışı : 4 Ekim 1922)
7 Şubat 1919 İngiliz Mareşali Allenby, İstanbul'a geldi.
8 Şubat 1919 23.11.1918'de, İstanbul'a vapurla gelmiş olan, Doğu Orduları Başkomutanı General Franchet D'Esperey, görkemli bir törenle İstanbul'a girdi.
9 Şubat 1919 Mareşal Allenby, İstanbul Hükümeti'ne muhtıra verdi.
12 Şubat 1919 Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, kuruldu.
14 Şubat 1919 Nurettin Paşa, 17. Kolordu Komutanlığına atandı.
19 Şubat 1919 İstanbul'da "Teali-i İslam Cemiyeti" kuruldu.
19 Şubat 1919 Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, kuruldu.
22 Şubat 1919 Maraş, İngilizler tarafından işgal edildi.
1 Mart 1919 Paris Konferansı'nda, İngiliz ve Fransız delegeleri, Anadolu'da Yunanlılara arazi verilmesini önerdi.
4 Mart 1919 Bir gün önce istifa eden Tevfik (Okday) Paşa Hükümeti yerine, Damat Ferid Paşa'nın Hükümeti geldi.
6 Mart 1919 İstanbul Rumları, bazı taşkınlıklar yaparak saldırılar gerçekleştirdi.
7 Mart 1919 Fransızlar, Kozan'ı işgal etti.
8 Mart 1919 Zonguldak ve Ereğli, Fransızlar tarafından işgal edildi. (Kurtuluşu:20-21.6.1921)
13 Mart 1919 Kazım Karabekir Paşa, Erzurum'da 15. Kolordu komutanlığına atandı. (3 Mayıs'ta Erzurum'a geldi)
14 Mart 1919 Yunanlıların çıkarma planını, İngiltere Başkanı Lloyd George, Fransa Başkanı Clemenceau, İtalya Başkanı Orlando, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, Paris'te kabul ettiler.
15 Mart 1919 İstanbul'da, Arnavut Teavün Cemiyeti kuruldu.
19 Mart 1919 İzmirli bir heyet, padişahla görüştü.
19 Mart 1919 İzmir Müdafa-i Hukuk kongresi toplandı.
19 Mart 1919 Mustafa Kemal Erzurum'a, örgütlenmeyi anlatan bir mektup gönderdi.
24 Mart 1919 İngilizler, Urfa'yı işgal etti.
28 Mart 1919 İtalyanlar, Antalya'yı işgal etti.
30 Mart 1919 İngilizler, Merzifon'u işgal etti.
30 Mart 1919 Damat Ferid Paşa, İngiltere'nin himayesini sağlamak üzere, Amiral Calthorphe'a bir proje verdi.
10 Nisan 1919 Boğazlıyan Kaymakamı, İstanbul'da idam edildi.
13 Nisan 1919 Kars, İngilizler tarafından işgal edildi.
16 Nisan 1919 Fransızlar, Afyonkarahisar'ı işgal etti.
20 Nisan 1919 Gürcü Birlikleri, Ardahan'a girdi.
24 Nisan 1919 İtalyan askerleri, Konya'ya girdi.
30 Nisan 1919 Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi oldu.
5 Mayıs 1919 Mustafa Kemal'in Samsun'a atanma emri, Takvimi Vekayi'de yayınlandı.
5-6 Mayıs 1919 İngiltere Başkanı Lloyd George, Paris'te Barış Konferansı'nda Yunanlıların İzmir'e çıkarma yapmasını istedi
10 Mayıs 1919 İzmir'in işgali, Paris'te İtilaf Devletlerince kararlaştırıldı.
11 Mayıs 1919 Ali Batı ayaklanması başladı.
14 Mayıs 1919 Amiral Calthorphe, İzmir'in işgali için nota verdi.
14 Mayıs 1919 Genelkurmaybaşkanlığına Cevat Paşa atandı.
14 Mayıs 1919 Foça, Karaburun, Urla, Yenikale istihkamları İngiliz, Fransız ve Yunanlılarca işgal edildi.
14-15 Mayıs 1919 İzmir yurtseverleri, gece Yahudi Maşatlığı (şimdi park)'ında toplanarak "Redd-i İlhak" ilkesini kabul ettiler. Kurulan Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi" halka bir bildiri yayınladı.
15 Mayıs 1919 İzmir, İtilaf Devletlerinin desteği ile, Yunanlılar tarafından işgal edildi ve ilk silahlı direniş başladı.
15 Mayıs 1919 İzmir'in işgalinden 4 saat 10 dakika sonra, Denizli Müftüsü Ahmed Hulusi Efendinin başkanlığında, "Denizli Heyeti Milliyesi" kuruldu.
15-16 Mayıs 1919 Damat Ferid Paşa Hükümeti, yeniden kuruldu.
16 Mayıs 1919 Balıkesirliler, işgali protesto ve silahlı mücadele kararı aldı.
16 Mayıs 1919 Yunanlılar, Urla ve Seferihisar'ı işgal etti.
16 Mayıs 1919 Mustafa Kemal, 9 uncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a gitmek üzere, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrıldı.
17 Mayıs 1919 Refet Bey (Bele), Sivas'ta 3. Kolordu komutanlığına atandı.
18 Mayıs 1919 İstanbul Dar-ül fünunu, (Üniversite) işgali protesto için ilk toplantıyı düzenledi.
18 Mayıs 1919 Balıkesirliler, Alacamescid toplantısını düzenledi. Kuvayı Milliye hareketi ve kongre toplanması kararı alındı.
19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı ve Kurtuluş Savaşı başladı.
19 Mayıs 1919 Damat Ferid Paşa, ikinci hükümetini kurdu.
20 Mayıs 1919 İngiliz Muhipleri Cemiyeti kuruldu.
20 Mayıs 1919 Albay Bekir Sami, 17. Kolordu komutanlığına atandı.
20 Mayıs 1919 Seydiköy Yunanlılarca işgal edildi.
21 Mayıs 1919 Mustafa Kemal, Erzurum'da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa'ya şifre ile düşüncelerini bildirdi.
21 Mayıs 1919 16 Nisan'da, Fransızlar tarafından işgal edilen Afyonkarahisar, İtalyanların eline geçti.
22 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa, Sadaret'e raporunda "Millet tek vücut olup hâkimiyet esasını ve Türklük duygusunu hedef kabul etmiştir." dedi.
22 Mayıs 1919 Kadıköy Mitingi düzenlendi ve Halide Edip, konuşma yaptı.
23 Mayıs 1919 Sultanahmet Meydanı'nda ve Sivas'ta mitingler düzenlendi.
23 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın bir telgraf çekerek, 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile ilk kez temas kurdu.
23 Mayıs 1919 Sait Molla, "İngiliz Muhipleri Cemiyeti"nin kurulduğunu belediye başkanlarına bildirdi.
25 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa, Havza'ya geldi.
26 Mayıs 1919 Yunanlılar, Manisa'yı işgal etti.
26 Mayıs 1919 İstanbul'da Şuray-ı Saltanat, İngiliz mandasını kabule karar verdi.
27 Mayıs 1919 Yunanlılar, Aydın'ı işgal etti.
28 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Havza'dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgaller üzerine mitingler düzenlenmesini bildirdi.
28 Mayıs 1919 Ödemiş dolaylarında Yunanlılarla çatışmalar başladı.(İngilizler, İstanbul'da tutukladıkları 67 Türk politika adamını Malta'ya sürdü)
29 Mayıs 1919 Ayvalık'ta, Ali Bey (Çetinkaya) komutasında, Yunanlılara karşı direniş başladı.
2 Haziran 1919 Kazım Özalp, 61. Tümen'de göreve başladı.
3 Haziran 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın mitinglerle ilgili Harbiye Nezareti'ne (Bakanlığa) cevabında : "Milletin heyecanını ve tezâhürât-ı milliyeyi (millî gösterileri) men ve tevkif için (durdurmak için) hiç kimsede kudret ve takat göremem".dedi
4 Haziran 1919 Nazilli, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
6 Haziran 1919 Müttefik komutanlardan General Milne, Mustafa Kemal Paşa hakkında İstanbul Hükümeti'ne ültimatom verdi.
6 Haziran 1919 Damat Ferid ve yanındakiler, Paris Konferansı'na katılmak üzere yola çıktı.
8 Haziran 1919 Harbiye Nazırı, Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul'a geri çağırdı.
8 Haziran 1919 Rauf Orbay, Ankara'ya geldi.
9 Haziran 1919 Aydın Cephesinde, Kuvayı Milliye birliği kuruldu.
10 Haziran 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın tamimi (genelgesi): "İstiklâl-i millîmiz (millî bağımsızlığımız) uğrunda bütün mevcudiyetimle... milletle beraber nihayetine kadar çalışacağıma mukaddesatım namına söz veririm".
11 Haziran 1919 Damat Ferid Paşa, Paris Barış Konferansına katılmak üzere, İstanbul'dan Paris'e gitti.
12 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Havza'dan ayrıldı.
12 Haziran 1919 Alaşehir'de oluşturulan gönüllü müfreze ile Yunan kuvvetleri çarpıştı.
13 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Amasya'da bir heyeti kabul etti.
16 Haziran 1919 Yörük Ali Efe bir Yunan, müfrezesini imha etti.
17 Haziran 1919 Erzurum İl Kongresi toplandı.
17 Haziran 1919 İstanbul'da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Mustafa Kemal'in geri çağırılması için Harbiye Nezaretine yazı yazdı.
18 Haziran 1919 Ali Batı ayaklanması bastırıldı.
18 Haziran 1919 Mustafa Kemal Paşa, Anadolu ve Rumeli milli teşkilatının birleştirilmesi hakkında, bir genelge yayınladı.
18 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Trakya'da bulunan kolordu komutanı Cafer Tayyar'a (Eğilmez) şifre ile düşüncelerini bildirdi.
19 Haziran 1919 Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey, Mustafa Kemal Paşa ile buluşmak üzere Amasya'ya geldi.
21 Haziran 1919 Mustafa Kemal, İstanbul'da bulunan tanınmış kişilere (Abdurrahman Şeref, Reşit Akif Paşa, Seyit, Halide Edip (Adıvar), Kara Vasıf, Nafia Nazırı Ferit Paşa, Sulh ve Selamet Fırkası Başkanı Ferit Paşa, Cami (Baykut), Ahmet (Rıza)) gönderdiği mektupta "Artık İstanbul Anadolu'ya hakim değil, tabi olmak mecburiyetindedir" dedi.
21 Haziran 1919 Amasya Tamimi hazırlandı.
22 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Amasya Genelgesiyle, milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak amacıyla, Sivas'ta bir kongre toplanması gerektiğini duyurdu.
22 Haziran 1919 Erzurum İl Kongresi kapandı.
23 Haziran 1919 Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından görevinden alındı.
25 Haziran 1919 Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe kuvvetleri, Yunanlılarla çarpışmaya başladı.
25 Haziran 1919 Mustafa Kemal Paşa, Amasya'dan Sivas'a hareket etti.
26 Haziran 1919 1. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Anlaşması imzalandı.
27 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Sivas'a geldi.
28 Haziran 1919 Mustafa Kemal, Sivas'tan Erzurum'a doğru yola çıktı.
28 Haziran 1919 1. Balıkesir Kongresi toplandı.
3 Temmuz 1919 Mustafa Kemal, Şark İlleri Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin kongresine katılmak üzere, Erzurum'a geldi.
8 Temmuz 1919 Mustafa Kemal resmi görevinden ve askerlikten çekildi.
9 Temmuz 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın görevine son verildiği hakkında, Harbiye Nazırı genelge yayınladı.
10 Temmuz 1919 Trakya - Paşaeli Kongresi başladı.
11 Temmuz 1919 Demirci Mehmet Efe, Kuvay-i Milliye saflarına katıldı.
13 Temmuz 1919 Refet Bele Bey, İstanbul hükümeti tarafından görevinden (3. Kolordu Komutanlığı’ndan) alındı.
18 Temmuz 1919 Müttefik Yüksek Konseyi, işgal bölgeleri hakkında anlaşamayan İtalya ve Yunanistan arasında bölüştürme yaptı ve Aydın'ın İtalyanlara verilmesi kararlaştırıldı.
20 Temmuz 1919 Kazım Karabekir Paşa, 3. Ordu (eski adı 9. Ordu) Müfettişliği'ne Vekil olarak atandı.
20 Temmuz 1919 Mustafa Kemal, Mazhar Müfit'e (Kansu) ileride Cumhuriyet'in kurulacağını söyledi.
21 Temmuz 1919 Damat Ferid Paşa, 3. kez hükümeti kurdu.
23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi toplandı ve Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi'ne Başkan seçildi.
23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi çalışmalarına başladı.
26 Temmuz 1919 2. Balıkesir Kongresi toplandı.
4 Ağustos 1919 3. Kafkas Tümeni Komutanı Yarbay Halit (General Karsıalan), Mustafa Kemal Paşa'ya bağlılık telgrafı çekti.
4 Ağustos 1919 İsmet Bey Askeri Şûra üyeliğine getirildi.
6 Ağustos 1919 1. Nazilli Kongresi toplandı.
7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi sona erdi.
7 Ağustos 1919 Mustafa Kemal Paşa,Yarbay Halit'in telgrafına karşılık verdi.
9 Ağustos 1919 1. Nazilli Kongresi çalışmalarını tamamladı.
9 Ağustos 1919 Mustafa Kemal, askerlikten çıkarıldı.
10 Ağustos 1919 Halide Edip (Adıvar), Mustafa Kemal'e bir mektup göndererek, Amerika'ya başvurmayı önerdi.
14 Ağustos 1919 Heyet-i Temsiliye'nin ilk toplantısı gerçekleştirildi.
16 Ağustos 1919 Alaşehir Kongresi açıldı.
24 Ağustos 1919 Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
25 Ağustos 1919 Alaşehir Kongresi, çalışmalarını tamamladı.
27 Ağustos 1919 Mustafa Kemal'e "Erzurum hemşehriliği" payesi verildi.
29 Ağustos 1919 Mustafa Kemal, Erzurum'dan ayrıldı.
2 Eylül 1919 Mustafa Kemal, Sivas'a geldi.
3 Eylül 1919 İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresi'ni önlemeye çalıştı.
4 Eylül 1919 Sivas Kongresi toplandı ve Mustafa Kemal, Sivas Kongresi'ne Başkan seçildi.
7 Eylül 1919 Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
8 Eylül 1919 Manda önerileri Kongre'de kabul edilmedi.
9 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nin karar - tatbik yetkileri verdiği Heyet-i Temsiliye, Ali Fuat Paşa'yı Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığına tayin etti.
10 Eylül 1919 İtilaf Devletleri ile Avusturya arasında, Sen Jermen (Saint German) barış anlaşması imzalandı.
11 Eylül 1919 Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi Başkanlığına seçildi.
11 Eylül 1919 Sivas Kongresi sona erdi. 12 Eylül 1919 Padişah Mehmet Vahideddin, İngiltere ile manda anlaşmasını tasdik etti.
13 Eylül 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın, mebus (milletvekili) seçimi hazırlıkları hakkındaki genelgesi yayınlandı.
14 Eylül 1919 Sivas'ta "İrade-i Milliye" gazetesi yayımlandı.
16 Eylül 1919 3. Balıkesir Kongresi toplandı.
19 Eylül 1919 2. Nazilli Kongresi toplandı.
20 Eylül 1919 Vahidettin, İstanbul Hükümeti'ne yardımcı olunmasına ilişkin bir beyanname yayınladı.
22 Eylül 1919 Mustafa Kemal, General Harbourd ile görüştü.
27 Eylül 1919 3. Bozkır Ayaklanması çıktı.
27-28 Eylül 1919 Konya Valisi Cemal, İstanbul'a kaçtı.
30 Eylül 1919 Damat Ferid Paşa, sadrazamlıktan istifa etti.
2 Ekim 1919 Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu.
2 Ekim 1919 Mustafa Kemal, İstanbul Belediyesine mektup yazarak, İstanbul ahalisini Anadolu'daki mücadeleye çağıran beyannamesini yayınladı.
3 Ekim 1919 Mustafa Kemal, yeni sadrazama çektiği telgrafta, hükümet, Erzurum ve Sivas kongreleri amaçlarına uyduğu takdirde, ulusal örgütlerin hükümete yardımcı olacağını belirtti.
4 Ekim 1919 1. Bozkır Ayaklanması bastırıldı. Aynı tarihte Mustafa Kemal, çektiği bir telgrafla, Yahya Kaptan adlı milis komutandan İzmit yöresinde güçlü bir örgüt kurmasını istedi.
7 Ekim 1919 Trakya Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi, Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne katıldı.
7 Ekim 1919 Yunanlıların yaptıkları zulümleri incelemek üzere kurulmuş olan, Uluslararası İnceleme Komisyonu, hazırladığı raporu Paris'te Barış Konferansı'na verdi.
13 Ekim 1919 "Tasviri Efkar" gazetesi başyazarı Velit'in (Ebüzziya) Mustafa Kemal'e sorduğu sorulara Mustafa Kemal yanıt verdi.
15 Ekim 1919 Bahriye Nazırı Salih Paşa, Amasya'ya hareket etti.
16 Ekim 1919 1. Edirne Konferansı başladı.
16 Ekim 1919 Mustafa Kemal ve arkadaşları Sivas'tan, Amasya'ya doğru yola çıktılar.
17 Ekim 1919 Batı Trakya'daki İskeçe kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
18 Ekim 1919 Mustafa Kemal ve arkadaşları Amasya'ya geldiler.
20 Ekim 1919 2. Bozkır Ayaklanması çıktı.
20-22 Ekim 1919 Mustafa Kemal, İstanbul'dan gelen Bahriye Nazırı (Bakan) Salih Paşa ile Amasya'da görüştü. Amasya Protokolü imzalandı.
23 Ekim 1919 Pontus Hareketi (ve Doğu Trakya) için, İstanbul Rumlarca merkez kabul edildi.
25 Ekim 1919 1. Anzavur isyanı başladı.
26 Ekim 1919 Bayburt'un Hart bucağında, Şeyh Eşref ayaklanması başladı.
27 Ekim 1919 Mustafa Kemal, Tokat'a gitti.
28 Ekim 1919 Mustafa Kemal Tokat'tan Sivas'a doğru yola çıktı.
28 Ekim 1919 Heyet-i Temsiliye, Ali Rıza Paşa kabinesini destekleme kararı aldı.
29 Ekim 1919 Fransızlar, Güneydoğuda İngiliz işgal kuvvetlerinin yerini aldı ve Fransızlar Antep'e girdi.
31 Ekim 1919 Maraş'ta, Sütçü İmam Olayı gerçekleşti.
3 Kasım 1919 "Karakol Cemiyeti" adlı direniş örgütü kuruldu.
3 Kasım 1919 General Milne, İzmir Cephesindeki Milli kuvvetlerin, 3 km. geri alınması gerektiğini, Harbiye Nazırı Cemal Paşa'ya bildirdi.
4 Kasım 1919 3. Bozkır Ayaklanması bastırıldı.
5 Kasım 1919 Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kuruldu.
7 Kasım 1919 Mustafa Kemal, İstanbul'da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum'dan milletvekili seçildi.
16 Kasım 1919 Mustafa Kemal Paşa, batıdaki milli kuvvetlerin örgütlenmesi ve ordu tarafından desteklenmesi için bazı kolordu ve tümen komutanlarına önerilerde bulundu.
16 Kasım 1919 Batı Anadolu'daki kuvvetlerin, üç cephe üzerinde tertiplenmesi hakkında, Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye adına Harbiye Nezareti'ne öneri sundu.
16 Kasım 1919 Balıkesir'de, Mustafa Necati ile Vasıf ve Esat (Çınar) kardeşler "İzmir'e Doğru" gazetesini yayınlamaya başladılar.
19 Kasım 1919 4. Balıkesir Kongresi toplandı.
21 Kasım 1919 Gökçen Efe şehit oldu.
27 Kasım 1919 İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında, Nöyyi Barış Anlaşması imzalandı.
27 Kasım 1919 Kara Vasıf Sivas'a gitti.
28 Kasım 1919 Maraş mücadelesi başladı.
29 Kasım 1919 Antep ve Maraş'a Kılıç Ali
29 Kasım 1919 Maraş'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
29 Kasım 1919 İstanbul'da "Karakol" Cemiyeti kuruldu.
30 Kasım 1919 1. Anzavur İsyanı'nda, Anzavur kuvvetleri yok edildi.
4 Aralık 1919 Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti kuruldu.
8 Aralık 1919 Batı Anadolu hareketinin yönetimi, Ali Fuat Paşa'ya verildi.
10 Aralık 1919 3. Kolordu komutanı Albay Refet (Bele), Nazilli'ye gelerek, Aydın Kuvay-ı Milliye komutanlığını üzerine aldı.
13 Aralık 1919 Galibler Yüksek komiserleri, Yunanlıların İzmir'i işgalini kabul etmedi.
18 Aralık 1919 Mustafa Kemal Paşa, Sivas'tan ayrıldı.
18 Aralık 1919 Batum'da Pontus Hükümeti kuruldu.
23 Aralık 1919 İtalyanlar Antalya'dan sonra, Konya'ya kadar geldi.
27 Aralık 1919 Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle birlikte Ankara'ya geldi.
28 Aralık 1919 Mustafa Kemal, Ankaralılarla bir konuşma yaparak durumu anlattı.
29 Aralık 1919 Urfa'da Kuvayı Milliye kuruldu.
29 Aralık 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın, Heyet-i Temsiliye ile görüşmek üzere milletvekillerinin Ankara'ya gelmesi hususundaki genelgesi yayınlandı.
29 Aralık 1919 Mustafa Kemal'in ordudan atılmadığı, istifa ettiği, alınan nişan ve madalyalarının geri verilmesi üzerinde Meclis-i Vükela (bakanlar kurulu) kararı alındı.



KIRŞEHİRLİ 4 GENÇ ŞEHİDİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUZ.
KAHRAMAN KIRŞEHİRLİLER YÜREKLİ İNSANLAR
ÇANAKKALE DE BİLİNEN 48 000 ŞEHİDİN 1048 'İ KIRŞEHİRLİ kURTULUŞ SAVAŞININ ŞEHİTLERİNİN %31'İ ORTA ANADOLULU
GEÇMİŞTEN BUGÜNE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİN RUHU ŞAD OLSUN.KAHRAMANLAR DİYARI SİZ DÜNYAYA BEDELSİNİZ.

KIREHR BR GNDE 4 EHT VERD

te_men.jpg

Kırşehir, şehit üsteğmene
ağlıyor
Hakkari'de şehit olan Üsteğmen Murat Ergül'ün baba ocağı Kırşehir'deki evlerine ateş düştü.
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde terör saldırısında şehit olan Üsteğmen Murat Ergül'ün baba ocağı Kırşehir'deki evlerine ateş düştü.
Kırşehir'in Mucur ilçesine bağlı Kızıldağ'ın Yeniyapan köyünde 1980 yılında dünyaya gelen Murat Ergül'ün üsteğmen rütbesine bir hafta önce terfi ettiği öğrenildi. Teröristlerin açtığı ilk ateş sonucunda şehit olan 28 yaşındaki Üsteğmen Murat Ergül'ün şehit olmadan 2 gün önce annesi Halime Ergül ve babası Hacı Hüseyin Ergül'le telefonla konuştuğu, evini ve kendilerini çok özlediğini, Ramazan Bayramı'nda Kırşehir'e dönmek istediğini söylediği bildirildi.
09.09.2008

AY YILDIZA KOŞANLAR
ELEDİM ELEDİM
HÖLLÜK ELEDİM
AYNALI BEŞİKTE
BEBEK BELEDİM
VİDEO

ÇANAKKALE DESTANDIR.
LİNKTİR SEYREDİNİZ.

************ANAKKALE DESTANDIR*********

d_a00e06a9_01.jpg

ÇANAKKALE KAHRAMANI SEMBOL İNSAN
MEHMET ÇAVUŞ KIRŞEHİR İLİ ÇİÇEKDAĞ
İLÇESİ SAFALI KÖYÜNDEN
Mehmet Çavuş"un gerçek kimliği
04.04.2006 14:06 - Bu haber 33.243 kişi, Mynet Haber bugün 760.765 kişi tarafından okundu

Çanakkale Savaşı sırasında Cesarettepe'de düşmana karşı gösterdiği kahramanlıklarla dikkat çeken ve ardından gerçek kimliği belirlenemeyen Mehmet Çavuş'un kimliğini Çanakkaleli bir yerel tarih araştırmacısı ortaya çıkardı.


Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkaleli yerel tarih araştırmacısı Cemalettin Yıldız, yaptığı araştırmalar sonunda Çanakkale kahramanlarından birini daha gün yüzüne çıkarmaktan mutlu olduğunu belirterek, "Arıburnu'nda Cesarettepe'de bulunan Mehmet Çavuş Anıtı'nı her yıl binlerce kişi ziyaret ediyor. Ancak kahramanımız Mehmet Çavuş'un gerçek kimliğiyle ilgili birçok şey söyleniyor. Birçok yazar Mehmet Çavuş ile ilgili daha önceleri burada şehit olduğundan ve 7 tane Mehmet olduğundan bahsederdi. Ben de Mehmet Çavuş'un gerçek kimliğini tespit etmek için Mustafa Kemal'in Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar'ın Çanakkale Savaşları günlüğünden izini sürdüm. Yaptığım araştırmalar sonunda Mehmet Çavuş'in (Mehmet Canpolat) 64. Alayda Doğu Cephesi İstiklal Harbi'ne katıldığı ve Kırşehir Çiçekdağı Safalı Köyü nüfusuna kayıtlı bir kahramanımız olduğu gün yüzüne çıktı" dedi.


Araştırmaya göre, Mehmet Çavuş'un Cesarettepe'de Anzaklar ile yapılan bir çatışmada ağır yaralandığını kaydeden Yıldız, "O günün padişahı Mehmet Reşat tarafından kendisine 'Mülazım' unvanı verilerek ödüllendirilir. Bunun ardından hava değişimi için memleketine gönderilir. Ankara'da 'İkdam Gazetesi' muhabiriyle görüşme yaparken kendisine Çanakkale kahramanlıkları sorulur. Ama o 'Herkesin yaptığını yaptım' der. O sırada ise hatırından çıkmayan bir olayı anlatır ve şu ifadelere yer verir. 'Havaların sıcak olduğu bir yaz günü Cesarettepe'deyiz. Sağımızda deniz, düşman gemilerinin bombardımanı var. Sol tarafımız korku deresinin makineli tüfek atışından zor durumdayız ve susuzluktan kırılıyoruz. Hemen korku deresinde bulunan bir çamuru eşeleyip susuzluğumuzu gidermek istedik. Fakat bunu gören düşman burayı bombardıman etmeye başladı. Allah'ın bir hikmeti. Bombalardan birisi bizim su aradığımız o çamurun içine saplandı. Ve oradan gürül gürül su çıkmaya başladı. Kana kana içtik. Susuzluğumuzu giderdik ve kendimize güç geldi. Allah'ın bizimle olduğuna inandık'. Çanakkale Savaşları'nda Türk askerinin hangi mücadeleyle burada savaştığını burada açıkça görüyoruz. 91 yıl sonra Mehmet Çavuş'un gerçek kimliğini ortaya çıkarmaktan dolayı çok mutluyum. Bunu yeni yazdığım kitabıma da koydum" şeklinde konuştu.



kurtulu_sava__.jpg

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ERZURUM KONGRESİ
Atatürk, Erzurum'a gelişinden 5 gün sonra,8/9 Temmuz 1919'da "Sine-i millette bir ferd-i mücahit olarak çalışmak üzere çok sevdiği askerlik mesleğinden ve görevinden istifa etti. Artık bir millet ferdi olarak, milletten kuvvet, kudret ve ilham alarak tarihi vazifesine devam ediyordu.

Askerlikten istifasını takiben Erzurumluların isteği üzerine Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin Heyet-i Faale başkanlığına getirildi. Cemiyet,o günlerde daha evvelce alınan bir karar gereğince doğu illerini kapsayan bir kongrenin hazırlıkları içinde idi. Mustafa Kemal'in Heyet-i Faale reisi olarak bu kongreye iştiraki mümkündü; fakat o, bu kongreye özellikle Erzurum'dan üye olarak iştirak etmek istiyordu. Ne çare ki Erzurum üyeleri evvelce seçilmişti; ama buna da Bir çözüm bulundu. Erzurum'un iki değerli evlâdı, Kâzım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu Erzurum üyeliğinden istifa etmek suretiyle yerlerini Mustafa Kemal ve Rauf Bey'e bıraktılar. Bu suretle Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye girişi meşruluk kazandı.

Erzurum Kongresi,23 Temmuz 1919'da tek katlı bir ilkokul salonunda 62 delegenin iştirakiyle toplanmıştı. Kongre bir kurucu meclis gibi çalışarak 14 gün devam etti ve 7 Ağustos 1919 da çalışmalarına son verdi. Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış, delegelerin isim okunarak yoklaması yapıldıktan sonra başkanlık seçimine geçilmişti. Yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa başkan seçildi.

Millî Mücadele'ye bayrak olan bir kongrenin Erzurum'da toplanışı bir tesadüfün eseri değildi; Mondros Mütarekesi'nden sonra müdafaa şuurunun en keskin bir şekilde meydana çıktığı bölgelerden biri Erzurum idi. Zira Mütareke hükümlerine göre asırlarca şehit kanıyla sulanmış Erzurum topraklarını da içine almak üzere bir Ermenistan kurulması isteniyordu. Bu durum, bölgedeki millî birlik ve mukavemet şuurunu daha da bileyledi. Keza Kongre'ye Doğu Karadeniz il ve kasabalarını temsil etmek üzere 17 delege ile iştirak eden Trabzon'da da Pontus tehlikesi vardı. Bölge Rumları, Mondros Mütarekesi'nden faydalanarak Doğu Karadenız şehirlerini kapsayacak bir Pontus Rum Devleti kurma hayali içindeydiler. Bu bakımdan Doğu Anadolu şehirleri ile tehlike müşterekti.

Erzurum Kongresi güç şartlar altında toplanıyordu. Çünkü Kongre üyelerinin vilâyetlerce gerek seçiminde, gerekse seçilenlerin Kongre'ye gönderilmesinde büyük güçlükler çıkarılıyordu. Mülkî âmirlerin büyük kısmı, İstanbul Hükûmetinin baskısı ile delegeleri korkutuyorlar, yola çıkmalarını engelliyorlar, hatta bazı vilâyetler kesin olarak delege göndermemekte direniyorlardı. Elâzığ, Diyarbakır ve Mardin illerinden seçilen üyeler valilik baskısı sebebiyle yola çıkmaktan alıkonulmuşlar, dolayısıyla Kongre'ye iştirak edememişlerdi. Bu sebeple Kongre'nin toplanabilmesi için Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin gayretleri yanında Mustafa Kemal Paşa tarafından da ciddî teşebbüslerde bulunmak icap etti. Vilâyetlerin herbirine açık telgraflar gönderilmekle beraber, bir taraftan da şifre telgraflarla valilere, komutanlara gerektiği şekilde tebligatta bulunuldu. Nihayet yeteri kadar temsilci getirtilip Kongre'yi toplamaya muvaffak olundu.

İşte bu şartların oluşturduğu hava içinde gerçekleştirilen Erzurum Kongresi, Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti'nin müştereken hazırladığı bir Kongre idi. O günkü mülkî taksimatta Trabzon'un kapsadığı Doğu Karadeniz il ve il elerinden 17, Erzurum un kapsadığı il ve ilçelerden 25, Sivas'ın kapsadığı il ve ilçelerden 14, Bitlis'ten 4 ve Van'dan 2 delegenin iştiraki ile toplam 62 üye ile toplanmıştı. Bugünkü idarî taksimat gözönüne alındığı takdirde 30'a yakın Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz illerini ve bunların ilçelerini kapsamaktadır.

Erzurum Kongresi'nin toplanışı ve çalışmalarına başlamasıyla İstanbul da Saray ve Hükûmet tarafından, Anadolu'da yükselen bu kurtuluş sesini boğmak için yoğun bir faaliyet başladı. Ajanslarla Mustafa Kemal'in devlete başkaldıran bir asi olduğu, Erzurum Kongresi'nin kanunsuz toplandığı ilân edildi. Mustafa Kemal Paşayı tutuklamak için her türlü tedbire başvuruldu. İstanbul Hükûmeti, Erzurum Kongresi'nin dağılmasını, Kongre ye katılanların yakalanarak İstanbul Divan-ı Harbine sevklerini emretti ise de millet fertlerini saran o zamanki millî hava içinde hiçbir makam bu emri yerine getirmeye teşebbüs edemedi.

İşte bu derece güç şartlar içinde gerçek bir vatan aşkıyla her türlü tehlikeyi göze alarak toplanan Erzurum Kongresi Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Türk Kurtuluş Savaşı' nın ilk temelleri bu Kongre'de atılmış, alınan tarihî kararlar Millî Mücadele'nin temel kurallarını oluşturmuştu. Erzurum Kongresi kararları şu şekilde özetlenebilir: 1- Doğu illeri ile Trabzon ve Canik sancağı hiçbir sebep ve bahane ile Osmanlı topluluğundan ayrılması mümkün olmayan bir bütündür.

Bu demekti ki ne doğu illeri Ermenistan sevdasıyla, ne Karadeniz illeri Pontus hulyasıyla anavatandan ayrılamayacaktır. Bu karar, vatanı ve milleti bölmek isteyenlere karşı ilk esaslı ihtardı. 2- Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.

Bu madde ile milletin, her türlü işgal ve müdahaleyi kesin olarak reddettiği, birlik halinde direneceği bildiriliyordu. Vatan topraklarına yönelik hiçbir işgal ve müdahale, karşılıksız kalmayacaktı. Millet işgal ve istilâyı birlik halinde püskürtmeye kararlıydı. 3- Vatanın ve istiklâlin muhafaza ve teminine İstanbul Hükûmeti muktedir olamadığı takdirde, gayeyi temin için Anadolu'da geçici bir hükûmet kurulacaktır.

İstanbul Hükûmetinin hali ve tutumu belliydi; güçsüz ve beceriksizdi. Memleketi Mondros Mütarekesi ile kayıtsız şartsız galip devletlere teslim etmişti. Ülkeyi uçurumun kenarından ancak ve ancak millî iradeye dayanan bir hükûmet kurtarabilirdi; bu mutlaka gerçekleştirilecekti. Esasen Erzurum Kongresi bu amaca yönelik ilk adımdı. 4- Kuva- i Milliyeyi amil ve irade-i mılliyeyi hâkim kılmak esastır.

Kuva-yi Milliyeden kasdedilen millî kuvvetler, milletin bağrından çıkacak millî bir ordu idi. Bu ordu, milletin kutsal gayesi uğrunda Milletin arzu ve eğilimleri yönünde mutlaka zafere ulaşacaktı. Milli iradeyi hakim kılmak aynı zamanda demokratik bir esastı. Bu esasta Cumhuriyet rejiminin ilk kıvılcımlarını sezmemek mümkün değildi. 5- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozan imtiyazlar verilemez.

Memleketteki azınlıklar yer yer siyasî egemenlik davasına kalkışmıştı. Memleket bütünlüğünü bozucu, vatanı parçalayıcı bu gibi davranışlara imkân verilmeyecekti. Azınlıklara sosyal dengemizi bozan ekonomik, hukuksal ve kültürel -her ne çeşit olursa olsun- ayrıcalıklar ve üstünlükler tanınmayacaktı. 6- Manda ve himaye kabul olunamaz.

Türk milleti her şeyi göze alarak istiklâli için silâha sarılmıştı. Hiç kimseden lûtuf ve yardım beklemiyordu; yabancı devletlerden merhamet istemiyordu. Her ne pahasına olursa olsun istiklâl mutlaka gerçekleşecekti. Parola "Ya istiklâl ya ölüm" idi. 7- Millı Meclis'in derhal toplanmasına ve hükûmet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.

MilletılMe evletlerinin baskısı ve Padişah fermanı ile kapatılmış olan clısı derhal toplanmalı, hıikûmetin millet ve memleketin mukadderatı ile ilgili vereceği her türlü karar böyle bir meclisin denetiminden geçirilmeliydi. Hükûmet kararları ancak bu şekilde meşruluk kazanacaktı. 8- Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil, fennî, sınaî ve iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder.

Bu cümle ile Türk milletinin yeniliklere açık ruhu belirtiliyordu. Denilmek isteniyordır ki Türk milleti insanî ve uygar amaçların değerini bilen ve kavrayan bir millettir. Nitekim Atatürk milletin çehresini değiştiren büyük inkılâplara başladığı zaman "yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, milletimizi her bakımdan uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılâplarmızın temel kuralı budur", diyecekti. Kararda geçen "Milletimiz fennî. sınaî ve iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder" ifadesinde de harap bir memleketi bayındır hale getirmek için gelecekte gerçekleştirilecek kalkınma hamlelerine işaret edilmekte idi.

Erzurum Kongresi, memleketin bütününü ilgilendiren bu tarihî kararlarıyla bölgesel bir kongre olmaktan çıkmış, kendisinden sonra gelişecek tüm olayları büyük ölçüde etkilemişti. Zira Sivas Kongresi kararları, Erzurum Kongresi kararlarına dayandı. Misak-ı Millî'nin esasında Erzurum Kongresi kararları yer aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplanış ve açılış gerekçesi Erzurum Kongresi kararlarına oturtuldu. Mudanya ve Lozan antlaşmalarının bağımsızlığı savunan ruhu; ilhamını Erzurum Kongresi kararlarından aldı. Cumhuriyet rejiminin ruhu, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esasında toplandı. Ve nihayet "Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil eder" cümlesiyle Atatürk inkılâplarının ilk kıvılcımları Erzurum Kongresi'nde parıldadı.

Sonuçları bakımından bu derece önem taşıyan Erzurum Kongresi için Mustafa Kemal Paşa, kapanış konuşmasında "Tarih, bu Kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir" ifadesini kullandı.

Erzurum Kongresi, 7 Ağustos 1919 günü -kendisi adına bü- tün yetkileri kullanacak- 9 kişilik bir Heyet-i Temsiliye seçerek çalışmalarına son verdi. Şimdi Heyet-i Temsiliye'yi ve onun başkanını büyük bir görev bekliyordu. Erzurum Kongresi'nde parlayan kıvılcımı söndürmemek, Sivas'ta onu meş'ale haline getirerek millî kurtuluşa daha emin adımlarla yürümek gerekiyordu. Bu sebepledir ki Mustafa Kemal Paşa, doğu illerinin mukadderatı için toplanan Erzurum Kongresi'ni -gayesini daha da genişleterek- bu amaca yöneltmek istedi. Bu sebepledir ki Erzurum Kongresi'ni Sivas Kongresi'ne bağlayarak Millî Mücadele'ye memleket yüzeyinde genişlik kazandırdı.

Sivas Kongresi günlerinde de memleketin içinde bulunduğu ağır mütareke şartları bütün acılığı ile devam ediyordu. Mondros Mütarekesi'nin milletimiz aleyhirıe haksız ve insafsız bir şekilde uygulanması, İzmir'e çıkmış olan Yunanlıların İtilâf devletlerinden aldığı cüretle Anadolu'nun içine doğru ilerlemesi, çeşitli şehirlerimizin işgali Sivas Kongresi günlerinde de birbirini izledi. İşte böyle bir hava içinde Mustafa Kemal Paşa, bir kısım Heyet-i Temsiliye üyeleriyle beraber Sivas Kongresi'ne iştirak etmek üzere 2 Eylül 1919'da Erzurum'dan Sivas'a geldi. Sivas, Millî Mücadele liderini emsalsiz sevgi gösterileri ve coşkıın bir sevinçle karşıladı.

Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919 günü o zamanlar "Mekteb-i Sultanî" olarak kullanılan bir binanın salonunda, 38 delegenin iştiraki ile toplandı. Kongre 8 gün devam etti ve 11 Eylül 1919'da Heyet-i Temsiliye seçimini takiben bir beyanname yayımlayarak çalışmalarına son verdi. İlk oturumda yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa. başkan seçildi.

Erzurum Kongresi'ni takiben bütün memleketi temsil eden böylesine önemli bir Kongre'nin özellikle Sivas'ta toplanışı, şehrin stratejik durumu ile ilgili idi. Anadolu'nun ortasında yer alan bu şehrimiz -mütareke şartları gereğince İtilâf devletlerini temsilen bazı subaylar bulunmasına rağmen- işgal altında değildi. Ulaşım bakırrıından Anadolu yollarının birleştiği bir kavşak durumunda idi: o günkü imkânların elverdiği ölçüde çeşitli Anadolu şehirlerine şu veya bu şekilde bağlanabiliyordu. Her ne kadar Fransızlar Adana üzerinden, İngilizler Samsun'dan şehri işgal tehdidinde bulunuyorlarsa da Mustafa Kemal Paşa, böyle bir işgalin düşmana çok pahalıya mal olacağını hesaplıyordu. Bütün bu avantajları yanında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Şubesi ,şehirde oldukça iyi teşkilâtlanmıştı.

İşte bu şartların oluşturduğu hava içinde gerçekleşen Sivas Kongresi doğrudan doğruya Mustafa Kemal'in çağrısı üzerine toplanmış , bir millî kongredir. Kongre nin 38 üyesinden 31'ini Batı ve Orta Anadolu illerinden gelen üyeler, 7'sini ise Doğu Anadolu illerini temsilen Erzurum Kongresi'nce seçilen Heyet-i Temsiliye oluşturmuştu. Böylece Batı ve Orta Anadolu illerinden seçilen delegelerle Doğu illerini temsilen gelen Heyet-i Temsiliye, Sivas Kongresi'ne memleket çapında bir genişlik ve bütünlük kazandırdı

Tarihî bir gerçek olarak belirtmek gerekir ki Sivas Kongresi'nin toplanışı sırasında da Erzurum Kongresi'nde olduğu gibi İstanbul Hükûmeti ve idarecileri büyük engeller çıkardılar. Bu sebepledir ki Ankara ve diğer bazı şehirlerimizden valilik baskısı ile delege seçilemedi. Bazı vilâyetlerden seçilen delegeler de aynı baskı nedeniyle yola çıkmaktan alıkonuldu, dolayısıyla Kongre'ye iştirak edemedi.


MANÇURYA'DAN GALİÇYA'YA
ÇANAKKALE'DEN DUMLUPINARA

ATELE SAVA ANAKKALE 253 000 ANADOLU FDANI

19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Samsun'da

Büyük Nutuk'ta, 1919 yılı Mayıs'ın 19'uncu günü Samsun'a çıktım. diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Kurtuluş Mücadelesi'ni başlatmak üzere Samsun'a çıkışıyla ilgili çeşitli kaynaklarda yer alan bilgiler bu tarihi olayın tüm detaylarını açıkça ortaya koyarken, bazı notlar ise ilginç anekdotlar olarak tarihe mal oldu.
Araştırmacı yazar Baki Sarısakal'ın anlatımlarından derlenen bilgilere göre, bölgede asayişi sa ğlaması için 9. Ordu Komutanı olarak görevlendirilen Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesi planlarıyla ve beraberindeki 55 maiyetiyle bir cuma günü öğleden sonra ,Pandarme adlı gemiyle Samsun'a doğru yola çıkar.

Fırtınalı bir pazartesi günü Samsun sahiline demir atan ve bilinen adıyla Bandırma Gemisi'ndeki Mustafa Kemal ve arkadaşlarını ilk olarak Havuzlu İsmail'in kullandığı sandalla Kurmay Binbaşı Mahmut Ekrem Bey karşılar.

Güvertede bulunan Mustafa Kemal'in yanına giden Mahmut Ekrem Bey selam verir ve Hoş geldiniz Paşam diyerek Mustafa Kemal'i Samsun'da ilk karşılayan kişi olur.

Kurtuluş Mücadelesi'ni başlatacak olan Mustafa Kemal'i karaya ise Karakaş Mustafa lakaplı kayıkçı çıkarır. Uzun yıllar Mustafa Kemal'i karaya Havuzlu İsmail'in mi, yoksa Karakaş Mustafa'nın mı çıkardığı tartışılsa da daha sonra resmi olarak Karakaş Mustafa'nın çıkardığı kabul edilerek Karakaş'a ölümünde resmi tören yapılır.

Bugün, Asri Mezarlık'ta yatan Havuzlu İsmail'in (Yurtsever) de Mustafa Karakaş'ın da mezar taşlarında Atatürk'ü Samsun'da karaya çıkaran kişi oldukları yazısı yer alıyor.

AYAKTA KALAN TEK İSKELE

Mustafa Kemal ve arkadaşları Samsun'a ilk adımlarını Reji İskelesi'nden atarlar. Birinci Dünya Savaşı'nda Ruslar tarafından kentin bütün iskeleleri bombalanmış ancak bir tek Fransızlara ait Reji İskelesi sağlam kalmıştır.

Fransızlar o dönemde Samsun'da kurulu bir fabrikada (Reji) sigara üretmektedirler. İskele'nin adı bu nedenle Tütün İskelesi olarak da geçmektedir.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Samsun'da küçük bir grup karşılar. Karşılamada Samsun Mutasarrıfı İbrahim Ethem bey bulunmamaktadır. Mutasarrıf rahatsız olduğunu belirterek yerine Muhasebe Müdürü Osman Bey'den heyeti karşılamasını ve ağırlama işleriyle ilgilenmesini istemiştir.

Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışına ait canlandırma dışında fotoğrafının ise bulunmadığı belirtiliyor.

KONAKLAMA

Mustafa Kemal ve arkadaşları kalabalık oldukları için tek otele yerleştirilemezler. Atatürk ve bir grup maiyetiyle birlikte Jean İonnis Mantika'ya ait olan Mantika Palas,a yerleştirilirler. Diğerleri ise bugünkü Samsun Ticaret ve Sanayi Odası'nın yerinde bulunan o zamanki Karadeniz Oteli'nde kalırlar.

Mantika Palas, uzun yıllar Mıntıka Palas olarak adlandırılmış ve günümüzde Gazi Müzesi olarak kullanılıyor.

Atatürk'ün Samsun'a gelişi İngilizler tarafından tedirginlik yaratırken, halk tarafından henüz önemi anlaşılamamıştır. Beş yıl sonra (20 Eylül 1924) büyük coşkuyla karşılanacak olan Mustafa Kemal'in Samsun'a ilk gelişi ise o günkü gazetelerde yeterince yer bulmaz.

25 Mayıs'ta Havza'ya giden Mustafa Kemal, bazı kaynaklara göre Mantika Palas'ta kısa süre konaklamış, Samsun'dan ayrıldıktan sonra 'eski Ankara yolu' olarak bilinen güzergah üzerindeki Avdan Köyü'nde karargah kurup bir süre de burada kaldıktan sonra Havza'ya geçtiği belirtiliyor.

19 MAYIS KUTLANIYOR

Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı ve Kurtuluş Mücadelesi'ni başlatışı Cumhuriyetin ilanından sonra 1938 tarihine kadar Gazi Günü adıyla Samsun'da yerel olarak kutlanır. Daha sonra ise Atatürk'ün Milli Mücadeleyi başlatmak üzere 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basması 20 Haziran 1938'de çıkarılan bir kanunla milli bayram olarak kabul edilir.

Bugünkü kutlamaların temelini oluşturan beden eğitimi ve spor gösterilerini ise Türkiye'de ilk kez 12 Mayıs 1916'da erkek öğretmen okulu öğrencileri yapmışlar, daha sonra bu gösteriler bir gelenek haline getirilmiş.

1938'de 19 Mayıs'ın Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kanunlaşmasından sonra ise bu gösteriler de resmi bayram gününe alınmış, daha sonra kutlamalar 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı adı altında gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

DOĞUM GÜNÜ VE SAMSUN

Samsun için ayrı bir önemi olan 19 Mayıs her yıl kentte çeşitli etkinliklere sahne oluyor. Özel bir kutlama programı gerçekleştirilen Samsun'da 25 Mayıs tarihine kadar devam eden festival niteliğindeki kutlamalarda açık hava konserleri, ışık gösteriler, yarışma, panel, konferans, sergi, tiyatro, şiir dinletisi, defile ve çeşitli sportif faaliyetler yer alıyor.

19 Mayıs akşamı ise Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk için doğum günü pastası kesiliyor. Bir kaç yıldır sürdürülen bu gelenek, 1936 yılında İngiltere Büyükelçiliği'nin, Kral 8. Edvard'ın tebrik amacıyla bilgi edinme isteğiyle Dışişleri Bakanlığı'na yaptığı başvuru üzerine verilen resmi yanıtta Atatürk'ün doğum tarihi 19 Mayıs 1881 olarak gösterilmesi dolayısıyla gerçekleştiriliyor.

BANDIRMA VAPURU

19 Mayıs denilince ilk akla gelen isim olan Bandırma Vapuru'nun orijinal planları kullanılarak inşa edilen birebir kopyası ise bugün Samsun sahilinde müze gemi olarak ziyarete açık tutuluyor.

2000 yılında yapımına başlandıktan sonra 3 yıl önce tamamlanarak Doğu Park'ta düzenlenen alanda ziyarete açılan müze gemi Bandırma Vapuru özellikle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle kente gelen ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor.

(aa)






I.İNÖNÜ SAVAŞI
Yunanlılar, Bursa ve Uşak mıntıkalarından Eskişehir ve Afyon istikametlerinde 6 Ocak 1921'de ileri harekata geçtiler. Yunan harekatı üç koldan ilerleyerek İnönü önünde birleşiyordu. Yunanlılar, 3 günlük yürüyüşten sonra 9 Ocak günü İnönü mevzilerinin önüne gelmişlerdi. Asıl savaş 10 Ocak günü sabah saat 6.30'da Yunanlıların taarruza geçmesi ile başladı. Saldırısı kırılan düşmana karşı savaş 10 Ocak 1921'de kazanıldı.

Savaşın İnönü bölgesinde yapılması bir tesadüf değildi. İnönü savaşlarının zamanını Yunanlılar, fakat savaş alanını Türkler seçmişlerdi. Türk ordusunun savunma planına göre, Bursa ve Kocaeli yönünden gelecek bir düşman taarruzu İnönü'de karşılanacaktı. 11 Ocak 1921'de o güne kadar fazla kayıp vermiş ve çok hırpalanmış olan düşman, daha fazla ilerlemeye kendisinde kudret göremeyerek, tekrar Bursa civarındaki eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldı. Böylece dinamik bir sevk ve idare sistemiyle düşmanın iki misli kuvvetlerine karşı, zayıf kuvvetlerle yoğun bir savunma yapılmış ve düşman ordusu üç gün içinde yenilerek geri çekilmeye mecbur bırakılmıştır.

I. İnönü Zaferi sonunda Albay İsmet Bey,1 Mart 1921'de generalliğe yükseltildi. Kazanılan bu zaferin tarihi önemi, Batı Cephesi'nde kazanılan ilk zafer oluşu ve Sevr tatbikçilerine milli teşkilatın ne demek olduğunu göstermesidir. I. İnönü Savaşıyla Kuva-yı Milliye devri son bulmuş, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin ve ordusunun içerde ve dışarıda itibarı birden yükselmiş, ordunun ve Meclis'in otoritesi artmıştır.

II. İNÖNÜ SAVAŞI

Londra Konferansı'nın bir sonuç vermemesi, Sevr projesini uygulamak için İtilaf Devletlerini yeni bir çabaya yöneltmiş ve bu amaçla Yunan işgal ordusunu savaşa teşvik etmişlerdi. Bundan faydalanan Yunanlılar, 23 Mart 1921'de Bursa'dan İnönü istikametine ilerlemeye başladılar. Türk ordusunun yüksek azim ve imanla savaşması, 31 Mart 1921 akşamına kadar süren kanlı çarpışmalar sonunda düşmanı İnönü'de ikinci defa perişan etti. Yaptıkları iki saldırının da püskürtülmesi üzerine Yunan kuvvetleri, 31 Mart gecesinden itibaren çıkış mevzilerine çekilmeye başladılar, çekilen düşman, süvari birliklerimizle izlenmiş ve düşmana çekilirken de kayıplar verdirilmiştir.

Fevzi Paşanın (Çakmak) Mecliste bu savaştan bahsederken söylediklerinden anlaşıldığına göre, Yunan ordusunun amacı mutlaka yenmekti. Başkumandanları Papulas, bu sebeple Karaköy'e gelmiş ve alaylarını bizzat birbiri ardınca savaşa sokmuştur. Düşman bir taraftan kesin olarak Türk ordusunu yenmek ve dört beş günde Eskişehir'e, bir ayda da Ankara'ya gelerek Sevr Antlaşması'nı kabul ettirmek amacındaydı. Düşmanın hareketlerinden amacını anlayan kumandanlık, lazım gelen önlemleri almıştı. İsmet Paşa bir taraftan da düşmana umduğu yerde değil, bizim istediğimiz yerde savaşı yaptırmak suretiyle, düşmanın savaş planını başarısızlığa uğratmıştır. Milli Kurtuluş Savaşı'nda bu zafer, Mustafa Kemal'in güzel ifadesiyle, milletin "maküs talihini" (tersine dönmüş talihini) de yenen bir zafer olmuştu.

istfethi2.gif

İSTANBUL'UN FETHİ



29 MAYIS İSTANBUL.UN FETHİ

İstanbul.un kuruşu çok eski çağlara kadar dayanır. Eski İstanbul 7 tepe üzerine kurulmuştu. Şimdiki adı eski Yunanca is tin bolin (şehre gidiyorum) sözünden gelmiştir: Bizontion Megora.dan gelen Büzan.ın adından gelir. Şehir 196 yılında Antonina, 330.da Secunda Roma 5. yüzyıldan itibaren Nova Roma ve halk arasında da yaygın olarak Konstantinopolis diye anılmıştır. Şehrin Osmanlılara geçmesi üzerine önce İslambol diye adlandırılmıştır. Şehir ve Avrupa ve Asya kıtalarının birleştiği yerde kurulduğu için, stratejik bakımında önem taşır. Bugünkü İstanbul.un çekirdeği olan Haliç.in güneyindeki paçanın ilk sakinleri Traklardır. Fenikeliler ise Kadıköy.e yerleşmişlerdir. Yunanlılara göre, Megara şehrinden Byzasın Saray burnuna gelip yerleşmiştir. M.S. 2. yüzyılın da ise burası bir Roma sitesi olmuştur. İmparator 325.te yeni bir şehir inşatsına girişmiş, 330.ta bu şehir Roma.nın yerine Dünya imparatorluğunun başkenti olmuştur. 395.te imparatorluk ikiye ayrılınca İstanbul.da Doğu Roma.nın başkenti sayılmıştır. Şehirde daha sonra Atila komutasındaki Hunlar, Avarlar, Araplar tarafından birçok kereler kuşatılmış, fakat alınamamıştır. Selçuklu Türklerine karşı tertiplenen 1. Haçlı Seferleri mensupları ise 1204.te Bizans.ı basıp şehri yakıp yıkmışlardır. Bundan sonra Bizanslılar Yıldırım Beyazıd oğlu Musa Çelebi ve Murat II’nin başarısız kuşatmalarından sonra, şehir nihayet 1453 yılı Nisan ayında 165.000 ordusuyla şehri kuşattı. Döktürdüğü bütün toplarla surları zorladı. Donanmasını bir gece Dolmabahçe.den Haliç.e indirdi. 6 Nisandan 29 Mayısa kadar süren 53 günlük kuşatma zorlu savaşlar ve hücumlar sonucunda Bizanslılar yenilgiye uğradı. Fatih.in orduları 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul.a girdiler. İstanbul.un Türkler tarafından alınmasıyla orta çağ sona erdi, yeni çağ başladı.



AYIN KIRŞEHİR
DÖRTLÜĞÜ

AYIRDILAR TÜRKMEN DİYE KÜRT DİYE
BÖLÜCÜLER ALKIŞLANIR MERT DİYE
TANITILDI ORTA ASYA YURT DİYE
ULUSCULUK SOYSUZLAŞTI TÜRKİYEM
ÖZ EVLADIN HUYSUZLAŞTI TÜRKİYEM

O.Bölükbaşı 1969 TBMM.

AYIN AĞIDI
ATATÜRK'E AĞIT
AŞIK VEYSEL
VİDEO


yasaravci@karincalikoyu40.com

yasaravci@karincalikoyu40.com

Bana ulamak iin yukardaki e-mail adresini kullann